16 Haziran 2015 Salı

Özeleştiri

          Her itiraf zordur ve her itirafın bir bedeli vardır. İnsan kendine yaptığı bir itirafın da altında kalabilir. Ve bir kere itiraf ettiysen bunun sonuçlarına da katlanman gerekir. İtiraf eden sen, itiraf ettiğin de sen... Nasıl bir bedel ödeyeceğini  de belirleyecek olan sensin öyleyse. Bunca zamandır kendinden kaçmanın bedeli. Ya kaybedeceksin ya kaybedeceksin. Kazanma umudun yok mu hiç? Belki.
          İnsanın içten içe bildiği bir şeyi kendine itiraf etmesi ne kadar zorsa kendine öfke duyması da o kadar zor ve çaresizce belki. İnsanlara olan öfkemin kendime duyduğum öfkenin bir yansıması olabileceğini düşündüm yürürken. Evet, belki de ben kendime öfkeliyim. Duygularıma, düşüncelerime, hayatıma, aldığım kararlara... Ve bir insan düşününü ki bu kadar öfkeli olsun, öfkesini çıkaramasın kendisinden. Kendimi ve hayatı 'olduğu gibi' kabul edemiyorum ve bu beni hem acıtıyor hem sinirlendiriyor.

Hiç yorum yok:

PİRİNÇ

      İçeri girdiğimde soba yanıyordu usul usul. Loş odanın ölgün aydınlığında, fırlayarak, her tarafı yakıp kül etmek için çıldıran azgın, ...